ASLINDA İNSANI EN ÇOK ACITAN ŞEY HAYAL KIRIKLIĞI YAŞAMASI DEĞİL, YAŞAYAMADIĞI MUTLULUKLARDIR

 Fyodor Dostoyevski'ye ait olan bu söz, hayatın en derinindeki pişmanlıkların ve iç burkulmalarının kaynağına muhteşem bir ışık tutuyor. Çoğu zaman yaşadığımız olumsuzluklara, hayallerimizin suya düşmesine odaklanırız. Elbette bunlar da acı vericidir. Ancak, Dostoyevski'nin işaret ettiği nokta çok daha sinsi ve kalıcı bir yara olan potansiyel mutluluklara dokunuyor.


Şöyle düşünüyorum; Hayal kırıklığı dediğimiz şey, aslında bir beklentinin gerçekleşmemesi durumudur. Bir şeye umut bağlarsınız, o olmaz ve üzülürsünüz. Bu acı yoğundur ama bir şekilde tanımlanabilir, sınırları çizilebilir. Zamanla da etkisi azalabilen bir durumdur.

Fakat "yaşanması mümkünken yaşayamadığımız mutluluklar" bambaşka bir kategoriye giriyor. Bunlar, belki bir fırsatın kaçırılmasıyla, belki cesaretsizlik yüzünden adım atılamamasıyla, belki de o anki şartların yanlış değerlendirilmesiyle elimizden kayıp giden potansiyel sevinçler, tatminler ve anlamlı anları işaret etmektedir.

Bu tür mutlulukların acısı, hayal kırıklığınınkinden daha derine işliyor bence. Çünkü burada sadece bir beklentinin yıkılması değil, bir olasılığın, gerçekleşebilecek bir güzelliğin sonsuza dek kayboluşu söz konusudur. Zihnimizde sürekli olarak "Ya eğer..." sorusu yankılanır durur. O kaçırılan fırsatın nasıl bir hayata kapı açabileceğini, o söylenmeyen sözün nasıl bir ilişkiyi yeşertebileceğini, o atılmayan adımın nasıl bir başarıyı getirebileceğini hayal ederiz.
Bu "ya eğer"ler zamanla birer pişmanlık tortusuna dönüşmektedir

Hayal kırıklıklarının acısı geçici olabilir ama yaşanmamış mutlulukların yarattığı boşluk ve iç sızısı çok daha uzun sürebilir, hatta ömür boyu sürebilir. Çünkü bu acı, somut bir olayın değil, gerçekleşmemiş bir potansiyelin, hayata katılamamış bir rengin eksikliğinden kaynaklanır.

Dostoyevski bu sözüyle bana, hatta bütün hepimize hayatın sunduğu fırsatlara karşı daha uyanık olmamız gerektiğini, içimizdeki dürtülere ve hayallerimize kulak vermemiz gerektiğini hatırlatıyor.

Mükemmel zamanı beklemek yerine, risk almaktan korkmamak, ertelemek yerine harekete geçmek...

Çünkü en büyük acı, denemekten değil, denememeye karar vermekten doğabilir. Yaşanmamış mutlulukların hayaleti, yaşanmış hayal kırıklıklarının anısından çok daha ağırdır diye düşünüyorum.Keşke dememek için denedim olmadı demek daha mantıklı gelebilir . 

Yorumlar